Röportaj - Beril ANAÇ

Prematüre doğan ikizlerinin ardından sosyal medyada keyifle takip ettiğimiz, şimdinin başarılı kadın girişimcisi ve iş kadını Beril Anaç\Tombimama ile ikizler, annelik ve iş kurma serüveni ile ilgili sohbetimiz.

Sizi zaten sosyal medyadan tanıyor ve çok severek takip ediyoruz. Biliyoruz ki sosyal medyada gördüğümüzden fazlası, başka uğraşlarınız var bunlardan bizi lezzetiyle en çok etkileyen “İmza bir tost” u kurdunuz. Bugün en çok bu kadın girişimci yönünüzden bahsetmek istiyoruz ama önce sizi biraz daha yakından tanıyalım.

Kim bu “Tombimama”?

1985 Ankara Doğumluyum ve hep kalabalık ve sevgi dolu bir ailede büyüdüm. Üniversiteyi kazandığım ilk yıldan beri çalışıyorum. Mezun olduktan sonra da hep kurumsal işler yaptım; satış pazarlama gibi. Bu işlerde edindiğim tecrübelerin kendimi daha iyi hissedeceğim işleri belirlemede bana çok faydası oldu.

Bununla birlikte 2015 yılında anne oldum ve anne olduktan sonra her şeye bambaşka bir gözle bakmaya ve değerlendirmeye başladım. Dolayısı ile yaptığım işe de daha başka gözlerle bakmaya başladım. Kurumsal firmalarda çalışırken de 30 yaşımla birlikte daha etik değerler önem kazanmaya başladı benim için ve bu durum beni kendi işimi kurmaya itti.

İş kurmaya karar verdim çünkü hayal ettiğim bir dünya düzenim ve çalışma ortamım vardı benim. Bu işi kurarkenki en büyük hayalim “insanların mutlu olduğu bir düzen” oldu.

Burada insanlar derken müşterisinden tedarikçisine, herkesin mutlu olduğu bir işletmeden bahsediyorum. Sosyal medyada da olumlu etki bırakacak bir iş olsun istedim. “Ne kadar fazla insanın yüzünü güldürebilirim?” diye düşündüm. Özetle herkesin sevdiği, bildiği, basit, evinde de hazırlayabileceği bir lezzeti insanların yüzünü güldürebilecek şekilde nasıl servis edebilirim düşüncesinden çıktı “imza bir tost”

Aslında bir gece yarısı ikizlerin çok az uyuduğu bir dönemde  birden bire aklıma geldi de diyebilirim.

İş fikrini belirlerken hiç ilham aldığın bir şey olmadı mı?

İlham aldığım şey tüm insanlar. Tost konusu bir trend olmaya başlamıştı, bol malzemeli ve farklı servis edilen tostlara artan bir ilgi vardı. Bir taraftan da 7’den 70’e herkesin sevdiği bir lezzet olması bana asıl ilham verendi. Ama bunu nasıl yapacağım noktasında tamamen kendi zevklerimden, beni neyi seviyorum, nasıl bir tost ve bir restoran beni daha mutlu eder gibi soruları sorarak yola çıktım.

Doğru olan da o. Piyasayı ve trendleri takip etmek iş kurarken çok önemli bir nokta ama girişimi eşsiz kılan girişimcinin kendi kişiliği doğrultusunda yenilikler getirmesi oluyor değil mi?

Evet, bir taraftan da zevklerin yanı sıra ihtiyaçlar da devreye giriyor.

Tost çocuklarımızı yedirebileceğimiz iyi bir alternatif ama hijyeninden ve ürün kalitesinden şüphe duymadığımız yerlerde yemek istediğimizde yüksek rakamlar ödemek durumunda kalabiliyorduk. Biliyoruz ki maliyetler daha uygun. Kendim ve çocuklarım için duyduğum ihtiyaçtan da yola çıktım. Annelerin çocukları ile gelebileceği, her yaştan herkesin tüketebileceği hızlı, pratik, temiz ve güvenli, daha çok kadınların hizmet verdiği bir ortamda çalışmayı hedeflemiştik ve bunu başardık. İki şubemizde %75’i kadın olan bir ekiple devam ediyoruz.

Bir kadın girişimci olarak başarılarınızı takip ediyoruz ancak biz sizi “tombimama” olarak tanıdık. Bilmeyenler için sosyal medyada kullandığınız bu ismin nereden geldiğini anlatır mısınız?

İkizlere hamile iken herkes doğumun beklenenden erken gerçekleşebilir diyordu…

Beklenen bir gebelik miydi diye sormak istiyorum bu arada?

Evet doğal bir süreçti. Hamilelik öncesi dönemim zorlu geçmedi.

Hamileliğimin başından beri en büyük kaygım bebeklerimin erken doğmasıydı. Ben de okuduğum hikayelerden erken doğumun çok kilo alınıp, kasılmaların veya açılmaların erken başlamasıyla gerçekleşeceğini sanıyordum. Çok dikkat ediyordum, zaten çok planlı ve programlı bir insanım. Toplamda 6-7 kilo aldım, kontrollerimi hiç aksatmadım ve bildiğim her ayrıntıya çok dikkat etmeye çalıştım. 30. Hafta kontrolünde doktorum ikizlerden birinin daha az gelişme gösterdiğini ve takip etmesi gerektiğini söyledi. Sonrasında 33. haftada rutin kontrolümüzde 3 gün içinde doğuma girmem gerektiğini öğrendim ve o hızla geçecek 3 günün de her şeyini planlamaya çalıştım.

Ve doğum gerçekleşti. Bebeklerin yoğun bakımda kalmaları gerekiyordu. Benim de süt sağıp bebekleri beslemem gereken dönem başlamıştı. Bu süreçte bebeklere çeşitli isimlerle sesleniyorduk. Sonrasında şırınga ile beslediğimiz bebeklerimiz artık biberonla beslenmeye başlayacaktı.

Anne sütünü biberonla vermek için de öncesinde yoğun araştırmalar sonucu öğrendiğim özellikli, çeşitli markalardan biberonlardan getirmiştim hastaneye. Hemşireler bunların olmayacağını en basit yapıdaki, plastik biberonlardan almamı önermişlerdi ve markası da “tombik”di. İşte o zaman dünyanın kaç bucak olduğunu anlayıp doğumda bile fark edemediğim maddi ya da manevi hangi planı yaparsam yapayım doğrunun kişi, durum ve yaşadığın olaya göre değişebileceğini gördüm.

Bebeklere de o günden sonra “Tombiler” diye seslenmeye başladık ve “Tombimama” adım da oradan geldi.

Sosyal medyada aktif olmaya nasıl başladınız?

Ben Ankara’nın en iyi hastanelerinden birinde doğum yapmış olmama rağmen daha önce prematüre doğum ile ilgili hiçbir bilgim olmadığı için yine daha çok bilgiye ulaşma ihtiyacı duydum. Tombilerin ilk doğduğu dönemde prematüre çocuklar ile ilgili sosyal medya hesapları ve internet üzerindeki bilgiler de bu denli yoğun değildi. Hatta gizlenen bir şey gibiydi.

Ben bilgiye ve hizmete daha kolay ulaşabilirken ülkenin başka pek çok şehrinde bilgi yetersizliği nedeniyle prematüre çocuklarla başa çıkmakta zorlanan anneler, bebeğine dokunmasına bile izin verilmeyen, pek çok imkandan mahrum bırakılanlar olduğunu gördüm. Bu konuda daha fazla insana ulaşmak ve kendi yaşadıklarımı paylaşmak istedim.

2015' den beri aktif yazabiliyor musunuz?

O dönemde blogum da vardı, ancak artık bloglar da eskisi kadar okunmadığı için o konudaki motivasyonumu kaybettim. Artık bilgi de daha hızlı tüketilmek isteniyor ve sosyal medyada etkileşim daha yoğun olabiliyor. O nedenle sosyal medyada daha aktifim.

Tabi zaman ilerleyip ikizler büyüdükçe paylaşımlarım da artık daha hayatıma dair olmaya başladı.

Unutuldu mu o günler? Geçti mi?

Tabi ki unutulmuyor, ancak zaman geçtikçe farkındalığınız değişiyor. Elbette risk ortadan kalktığında odağınız değişebiliyor. O dönemde zaten en çok acı veren şey bilmedikleriniz oluyor. Geleceğin size ne getireceği kaygısı...

Şu an o gelecekteyiz ve şükür ki korkularımın yersiz olduğunu görüyorum. Unutulmadı kesinlikle ama geçti.

Şu an prematüre doğum yapmış bir annenin yanında olsaydınız ona ne demek isterdiniz?

Ben anneliğin tamamında içgüdülerle hareket edilmesi gerektiğine inanıyorum. Memeli ırkından herhangi bir hayvanın nasıl hamilelik, doğum veya emzirme konusunda herhangi bir kaygısı olmuyorsa bizim de olmaması ve içgüdüsel davranarak işin doğasına bırakılması gerektiğine inanıyorum. Bu kaygıların sosyal varlıklar olmamızdan ve birbirimizi bu olumsuz hikayelere yönlendimemiz yüzünden olduğunu düşünüyorum.

Prematüre anneler için de, içgüdüleri ile hareket etmeleri en önemlisi. O anda içinden bebeğine sarılmak geliyorsa tıbbi bir engel olmadığı sürece bunu yapmalılar. Hatta daha talepkar olmalarını ve bebeklerinin mümkün olduğunca yakınlarından ayırmamalarını söyleyebilirim.

Peki Beril çocukları büyütürken yardım almayı başarabildi mi?

Çok kişiden yardım aldım ancak yardım almaya ikna olmadan önce biraz burnumun sürtmesi gerekti. Bunu ancak 5-6 aylık lohusa iken fark edebildim ve fark ettikten sonra da yardım taleplerine başladım. 2,5 sene boyunca da devam etti. Hala evde bir yardımcının desteğini alıyorum.

Evde çocuklarla vakit geçirmek varken neden çalışmayı tercih etti Tombimama? Motivasyonu neydi?

Benim için çalışmama gibi bir opsiyonum zaten yoktu. Ben kadınların tamamının çalıştığı bir aileden geliyorum. Bebeklerim doğmadan önce de çalışıyordum. Zaten evde kalındığında ne yapılır onu da tam olarak bilemiyorum. Doğumdan sonraki 8 aylık süre boyunca da defalarca kafa karışıklığı yaşadığım. Daha üşengeçtim evdeyken ve evdeki ilişkilerim de gerilmeye başlamıştı ve evdekilerle birlikte benim çalışmamın daha iyi olacağına karar verdik. 1 yıllık iznim varken 7. ayın başında çalışma hayatına geri döndüm.

Çocuklarınıza" çalışan bir anne" olarak rol modellik etmek önceliğiniz mi? 

İlk düşünüldüğünde bizim görmek istediğimiz şey bu olabilir ama çocuklarla ilgili net yargılar koymam. Bunu yaparsam çocuk için daha iyi olur demem. Onlar için de çalışmıyorum, ben kendim için çalışıyorum. Bundan nasıl besleneceklerini çocuklara bırakıyorum. Çocukların aileden gördüklerini her zaman aynen devam ettirdiklerini düşünmüyorum. Hatta çoğu zaman çocuk ailedeki bir alışkanlığa tam tezat bir durum da geliştirebiliyor. Burada çocuğun ne alacağı tamamen kendi öz değerlendirmesi olacak.

Çocukların sizin çalışıyor olmanıza yaklaşımı nasıl? Çalışan-çalışmayan anne durumunun farkındalar mı?

Ben büyürken başka bir alternatif bilmediğim gibi onlar da başka bir alternatif bilmiyorlar. Onlar kendi annelerinin gerçeğini yaşıyorlar.

Peki hiç dahil ediyor musunuz çocukları işinize?

Annen ne iş yapıyor dediğinde “tost yapıyor” diyorlar.

Buraya geldiklerinde de buranın benim iş yerim olduğunun ve burada müşterinin öncelikli olduğunun, o an için beklemeleri gerekeceğinin farkındalar.

Genel olarak onları iş yerime getirme taraftarı değilim çünkü henüz yaşları gereği kendilerinden başka birine öncelik verilebileceğini idrak etmeleri çok güç. Belki 2 yıl sonra daha bilinçlendiklerinde daha aktif burada olabilirler.

Var mı hayalinizde tatillerde burada çalışmaları hatta buradan para kazanmaları?

Elbette isterim, her şeyden önce hayatı öğrenmeleri, para kazanmanın ne demek olduğunu anlamalarını çok isterim. Burası da bunları öğrenebilecekleri en uygun ortam olur.

Sosyal medyada birkaç tüyo aldık aslında gelecek planlarınızla ilgili ama neler var kafanızda iş hayatınızın geleceği için?

Benim hayalim ve hedefim  olan "mutlu işyeri" kavramıyla daha çok kişiyi buluşturmak. Ne kadar çok kişiye ulaştırabilirsek o kadar iyi. Bu yüzden de çok daha fazla kişinin çalıştığı işletmeler kurmak ve çok sayıda mutlu çalışan oluşturmak istiyorum.

Bir fikri olan ve bu fikri hayata geçirmekte zorlanan kadınlar için söylemek istedikleriniz olur mu?

Öncelikle kendilerine hedeflerinin gerçekte ne olduğunu sormaları. Hedef sadece para kazanmaksa büyük ihtimalle kazanamayacaklar. Hedefleri bir sorunu çözmek ve bu konuda bir fayda yaratmaksa işte o zaman para da beraberinde gelecek.

Fotoğraflar için Gözde Şişik'e teşekkürlerimizle.

gozdesisikozelgunfotograf

     
 

 
Önceki

Çocuk ve Sanat